MAL PAYLAŞIMI DAVASI NEDİR? BOŞANMADA MAL PAYLAŞIMI NASIL YAPILIR?


Boşanma sürecinde eşlerin en çok merak ettiği konulardan biri, evlilik sırasında edinilen ev, araba, banka hesabı, şirket hissesi ve diğer malvarlıklarının boşanmadan sonra nasıl paylaşılacağıdır.
Hukuken halk arasında “mal paylaşımı davası” olarak ifade edilen süreç, esas olarak mal rejiminin tasfiyesi ve buna bağlı olarak ortaya çıkan katılma alacağı, değer artış payı ve bazı durumlarda katkı payı alacağının belirlenmesiyle ilgilidir.
Türk Medeni Kanunu'na göre eşler arasında kural olarak edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır. Ancak eşlerin evlilik öncesinde veya evlilik sırasında farklı bir mal rejimini seçmiş olmaları mümkündür.
MAL PAYLAŞIMI DAVASI NEDİR?
Mal paylaşımı davası, evlilik birliği içerisinde uygulanan mal rejiminin sona ermesinden sonra eşlerin malvarlıklarının tasfiye edilmesi ve bir eşin diğer eşten talep edebileceği alacağın belirlenmesi amacıyla açılan davadır. Bu davada her malın mutlaka iki eş adına tescil edilmesi veya taşınmazın yarı yarıya bölünmesi söz konusu değildir.
Örneğin;
Eşlerden biri adına kayıtlı bir ev,
Eşlerden biri adına kayıtlı araç,
Bankadaki birikimler,
Şirket veya şirket hisseleri,
Yatırım hesapları,
Evlilik süresinde edinilen diğer malvarlığı değerleri
mal rejiminin tasfiyesi kapsamında değerlendirilebilir.
Mal rejiminin tasfiyesi sonucunda çoğu durumda ayni bir mülkiyet hakkından ziyade para alacağı ortaya çıkar. Yargıtay da mal rejiminin tasfiyesinden doğan katılma alacağı ve değer artış payının kural olarak şahsi alacak niteliğinde olduğunu kabul etmektedir.
BOŞANMADA HANGİ MAL REJİMİ UYGULANIR?
Türk Medeni Kanunu'nun 202. maddesine göre eşler arasında, başka bir mal rejimi seçilmemişse, edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır. Bu nedenle öncelikle evliliğin hangi tarihte kurulduğu, eşlerin herhangi bir mal rejimi sözleşmesi yapıp yapmadığı ve malların hangi tarihlerde edinildiği belirlenmelidir.
Özellikle 01.01.2002 öncesi ve sonrası edinilen mallar bakımından farklı hukuki değerlendirmeler yapılması gerekebilir. Bu nedenle mal paylaşımı davasında yalnızca malların bugünkü değerlerine bakılması yeterli değildir. Malın edinilme tarihi, edinilme şekli, finansman kaynağı ve mal rejiminin sona erdiği tarih de önem taşır.
EDİNİLMİŞ MAL NEDİR?
Türk Medeni Kanunu'nun 219. maddesine göre edinilmiş mal, mal rejiminin devamı süresince karşılığı verilerek elde edilen malvarlığı değerlerini ifade eder.
Kanunda özellikle;
Çalışmanın karşılığı olan edinimler,
Sosyal güvenlik veya sosyal yardım ödemeleri,
Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar,
Kişisel malların gelirleri,
Edinilmiş malların yerine geçen değerler
edinilmiş mal kapsamında sayılmıştır.
Örneğin eşlerden birinin evlilik devam ederken çalışarak elde ettiği gelirle bir taşınmaz satın alması, şartları mevcutsa bu taşınmazın edinilmiş mal olarak değerlendirilmesine neden olabilir.
KİŞİSEL MAL NEDİR?
Her mal boşanmada paylaşılmak zorunda değildir.
Türk Medeni Kanunu'nun 220. maddesine göre bazı malvarlığı değerleri kişisel mal kabul edilir.
Bunlara örnek olarak;
Eşlerden birinin yalnızca kişisel kullanımına yarayan eşyalar,
Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait olan mallar,
Miras yoluyla edinilen mallar,
Karşılıksız kazanma yoluyla elde edilen malvarlığı değerleri,
Manevi tazminat alacakları,
Kişisel malların yerine geçen değerler
gösterilebilir.
Örneğin eşlerden birinin evlilik sırasında miras yoluyla bir taşınmaz edinmesi halinde, taşınmaz kural olarak kişisel mal niteliğindedir. Ancak kişisel malın evlilik süresince elde ettiği gelirler veya kişisel malın edinilmiş mallarla bağlantısı ayrıca değerlendirilmelidir.
MAL PAYLAŞIMINDA KATILMA ALACAĞI NEDİR?
Katılma alacağı, edinilmiş mallara katılma rejiminde mal rejiminin tasfiyesi sonucunda ortaya çıkan temel alacak türlerinden biridir.
Türk Medeni Kanunu'nun 231. maddesine göre artık değer, ekleme ve denkleştirme işlemleri de dikkate alınarak edinilmiş malların toplam değerinden bu mallara ilişkin borçların çıkarılması sonucunda kalan miktardır.
TMK'nın 236. maddesine göre ise kural olarak her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olur.
Basitleştirilmiş bir örnek vermek gerekirse:
Eşlerden birinin edinilmiş mallarının tasfiye değerinin 2.000.000 TL, bu mallara ilişkin borçların ise 500.000 TL olduğu varsayılırsa, diğer hesaplamalar da dikkate alındıktan sonra ortaya çıkan artık değer üzerinden katılma alacağı hesaplanabilir. Ancak gerçek hesaplama yalnızca “malların toplam değerinin yarısı” şeklinde yapılmaz.
Malvarlığı değerleri, borçlar, kişisel mal katkıları, denkleştirme, eklenecek değerler ve diğer yasal unsurların birlikte değerlendirilmesi gerekir.
DEĞER ARTIŞ PAYI ALACAĞI NEDİR?
Eşlerden birinin diğer eşin kişisel malına veya başka bir mal grubuna ait malvarlığı değerinin edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına karşılıksız veya uygun karşılık alınmaksızın katkıda bulunması durumunda değer artış payı alacağı gündeme gelebilir.
Örneğin eşlerden birine evlilikten önce ait olan bir taşınmazın evlilik sırasında diğer eşin yaptığı maddi katkılarla önemli ölçüde değer kazanması durumunda, somut olayın özelliklerine göre değer artış payı alacağı söz konusu olabilir. Bu nedenle mal paylaşımı davasında yalnızca taşınmazın kimin adına kayıtlı olduğu değil, taşınmazın edinilmesine veya iyileştirilmesine hangi eşin ne şekilde katkıda bulunduğu da önem taşıyabilir.
KATKI PAYI ALACAĞI NEDİR?
Katkı payı alacağı, özellikle eski mal rejimi dönemlerine ilişkin uyuşmazlıklarda karşılaşılan bir kavramdır.
Mal rejiminin hangi tarihte sona erdiği ve malın hangi dönemde edinildiği, talep edilecek alacağın hukuki niteliğinin belirlenmesi açısından büyük önem taşır. Bu nedenle “evlilik sırasında alınan her mal için katılma alacağı istenir” şeklinde genel bir değerlendirme yapmak doğru değildir.
Malın edinildiği tarih ve o tarihte taraflar arasında geçerli olan mal rejimi mutlaka araştırılmalıdır.
BOŞANMA DAVASI AÇILINCA MAL REJİMİ NE ZAMAN SONA ERER?
Edinilmiş mallara katılma rejiminde mal rejiminin sona erme tarihi, mal paylaşımı davası bakımından büyük önem taşır.
TMK'nın 225. maddesi uyarınca boşanma hâlinde mal rejimi, boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona erer. Yargıtay uygulamasında da mal rejiminin tasfiyesinde boşanma davasının açıldığı tarih önem taşıyan temel tarihlerden biri olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle boşanma kararının kesinleştiği tarih ile boşanma davasının açıldığı tarih birbirinden ayrılmalıdır. Özellikle boşanma davasının uzun yıllar devam ettiği dosyalarda bu ayrım mal paylaşımı hesabını doğrudan etkileyebilir.
MAL PAYLAŞIMI DAVASINDA HANGİ MALLAR DİKKATE ALINIR?
Somut olayın özelliklerine göre aşağıdaki malvarlığı değerleri mal rejiminin tasfiyesi kapsamında gündeme gelebilir:
1. Taşınmazlar
Evlilik süresince edinilen;
Ev,
Arsa,
Tarla,
İş yeri,
Diğer taşınmazlar
mal rejiminin tasfiyesi bakımından değerlendirilebilir.
2. Araçlar
Evlilik sırasında edinilen otomobil, ticari araç veya diğer motorlu taşıtlar da mal rejiminin tasfiyesinde dikkate alınabilir.
3. Banka hesapları
Eşlerin banka hesaplarındaki birikimler, hesabın kaynağı ve mal rejiminin sona erme tarihi dikkate alınarak değerlendirilebilir.
4. Şirket hisseleri
Eşlerden birinin şirket ortağı olması durumunda şirket paylarının niteliği ve değerinin belirlenmesi ayrıca önem kazanır.
5. Diğer malvarlığı değerleri
Somut olaya göre yatırım hesapları, sermaye piyasası araçları, bazı tazminat ve gelirler ile edinilmiş malların yerine geçen değerler de tasfiyede dikkate alınabilir.
MAL KAÇIRMA İDDİASI MAL PAYLAŞIMINI NASIL ETKİLER?
Boşanma sürecinde eşlerden birinin malvarlığını diğer eşin katılma alacağını azaltmak amacıyla üçüncü kişilere devretmesi veya malvarlığını elden çıkarması, mal rejiminin tasfiyesi bakımından ayrıca incelenebilir.
Türk Medeni Kanunu'nun 229. maddesinde bazı karşılıksız kazandırmaların ve katılma alacağını azaltma kastıyla yapılan devirlerin, edinilmiş mallara eklenebilecek değerler kapsamında değerlendirilmesine ilişkin düzenleme bulunmaktadır. Bu nedenle malın boşanma davasından önce veya sonra devredilmiş olması tek başına yeterli olmayıp, devrin niteliği, tarihi, bedeli ve somut olayın diğer koşulları araştırılmalıdır.
Mal kaçırma iddiası bulunan dosyalarda tapu kayıtları, banka hareketleri, araç kayıtları, şirket kayıtları ve diğer finansal belgeler önem taşıyabilir.
MAL PAYLAŞIMI DAVASINDA İSPAT NASIL YAPILIR?
Mal rejiminin tasfiyesi davalarında ispat konusu büyük önem taşır.
TMK'nın 222. maddesine göre belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden taraf iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Ayrıca bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir.
Dosyanın özelliklerine göre;
Tapu kayıtları,
Banka hesap hareketleri,
Kredi sözleşmeleri,
Kredi ödeme kayıtları,
Maaş ve gelir belgeleri,
Araç kayıtları,
SGK kayıtları,
Şirket ve ticaret sicili kayıtları,
Miras belgeleri,
Satış sözleşmeleri,
Bilirkişi incelemesi,
Tanık beyanları
delil olarak gündeme gelebilir.
Özellikle malın ediniminde miras, bağış veya kişisel mal kaynaklı bir finansman kullanıldığı ileri sürülüyorsa, bu iddianın belgelerle ortaya konulması önemlidir.
MAL PAYLAŞIMI DAVASINDA MALIN DEĞERİ NASIL BELİRLENİR?
Mal rejiminin tasfiyesinde malın hangi tarihte ve hangi değer üzerinden hesaplanacağı, malın niteliğine göre değişebilir.
TMK'nın 235. maddesine göre mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmiş mallar, kural olarak tasfiye anındaki değerleriyle hesaba katılır. Bu nedenle mal paylaşımı davasında taşınmazın yalnızca satın alma bedeline bakılması yeterli olmayabilir.
Taşınmazın tasfiye tarihi itibarıyla değerinin belirlenmesi amacıyla bilirkişi incelemesi yapılması gerekebilir.
MAL PAYLAŞIMI DAVASI NE ZAMAN AÇILIR?
Mal paylaşımı davası, boşanma davasından ayrı olarak açılabileceği gibi bazı durumlarda boşanma davasıyla bağlantılı talepler de gündeme gelebilir.
Uygulamada mal rejiminin tasfiyesine ilişkin taleplerin boşanma davasından ayrıldığı ve bağımsız bir dava olarak görüldüğü durumlar bulunmaktadır. Yargıtay da mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan davanın boşanma davasından ayrılarak bağımsız dava haline gelmesi durumunda usul hükümlerinin buna göre uygulanması gerektiğini belirtmektedir.
Davanın ne zaman açılacağı konusunda ise somut olayın özellikleri, boşanma dosyasının durumu ve zamanaşımı hükümleri birlikte değerlendirilmelidir.
ANLAŞMALI BOŞANMADA MAL PAYLAŞIMI
Anlaşmalı boşanma protokolünde malvarlığına ilişkin düzenlemelerin açık ve kapsamlı olması büyük önem taşır.
Tarafların mal rejiminden kaynaklanan haklarını tamamen tasfiye edip etmedikleri, protokolde hangi malvarlığı değerlerinin düzenlendiği ve tarafların birbirlerinden başkaca alacaklarının bulunup bulunmadığı önem taşıyabilir.
Yargıtay kararlarında da anlaşmalı boşanma sırasında kullanılan ifadelerin, mal rejiminden kaynaklanan alacak haklarından feragat anlamına gelip gelmediği somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmiştir. Bu nedenle anlaşmalı boşanma protokolü hazırlanırken “mal paylaşımı yapılmıştır”, “tarafların birbirlerinden herhangi bir hak ve alacağı bulunmamaktadır” gibi ifadelerin hukuki sonuçları dikkatle değerlendirilmelidir.
MAL PAYLAŞIMI DAVASINDA GÖREVLİ MAHKEME HANGİSİDİR?
Mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda görevli mahkeme kural olarak Aile Mahkemesidir.
Aile Mahkemesinin bulunmadığı yerlerde ise ilgili uyuşmazlığın niteliğine göre görevlendirilen Asliye Hukuk Mahkemesi, Aile Mahkemesi sıfatıyla görev yapabilir.
Yetki bakımından ise boşanma davasıyla bağlantılı durumlar ve mal rejiminin sona erme şekli dikkate alınmalıdır. Bu nedenle dava açılmadan önce hem görev hem de yetki kurallarının somut dosya üzerinden değerlendirilmesi gerekir.
MAL PAYLAŞIMI DAVASINDA AVUKAT DESTEĞİ NEDEN ÖNEMLİDİR?
Mal rejiminin tasfiyesi davaları, yalnızca taşınmaz veya araçların değerlerinin hesaplanmasından ibaret değildir.
Davanın sonucunu;
Malın edinildiği tarih,
Mal rejiminin sona erme tarihi,
Malın edinilmiş veya kişisel mal niteliği,
Malın finansman kaynağı,
Kişisel mal katkısı,
Değer artış payı,
Katılma alacağı,
Denkleştirme,
Eklenecek değerler,
Malvarlığı devirleri,
Banka ve kredi hareketleri,
Bilirkişi hesaplamaları
gibi birçok unsur etkileyebilir.
Bu nedenle özellikle yüksek değerli taşınmazlar, şirket hisseleri, çok sayıda malvarlığı bulunan dosyalar veya mal kaçırma iddiasının bulunduğu uyuşmazlıklarda, dava açılmadan önce kapsamlı bir malvarlığı araştırması ve hukuki değerlendirme yapılması önemlidir.
SONUÇ
Mal paylaşımı davası, boşanma sonrasında eşlerin evlilik süresince edindikleri malvarlıklarının hukuken tasfiye edilmesini sağlayan önemli bir dava türüdür. Ancak boşanmada mal paylaşımı, bütün malların otomatik olarak yarı yarıya bölünmesi anlamına gelmez. Öncelikle taraflar arasında hangi mal rejiminin uygulandığı, mal rejiminin ne zaman sona erdiği, malvarlıklarının edinilmiş veya kişisel mal niteliğinde olup olmadığı ve varsa eşlerin birbirlerine yönelik katkıları belirlenmelidir.
Katılma alacağı, değer artış payı ve katkı payı alacağı gibi farklı hukuki kurumların birbirinden ayrılması; taşınmaz, araç, banka hesabı ve diğer malvarlığı değerlerinin doğru şekilde değerlendirilmesi gerekir.
Özellikle boşanma sonrası mal paylaşımı, mal kaçırma, evlilikte alınan evin paylaşılması, araç paylaşımı, banka hesabındaki paranın paylaşılması ve şirket hisselerinin tasfiyesi gibi konularda somut olayın özellikleri farklı hukuki sonuçlar doğurabilir.
Mal rejiminin tasfiyesi konusunda hak kaybı yaşamamak için dava açmadan veya protokol imzalamadan önce hukuki değerlendirme yapılması önemlidir.
Her olayın kendi içerisinde değerlendirilmesi önemlidir. Yukarıdaki bilgiler, genel bilgilendirme amaçlı olup hukuki tavsiye niteliğinde değildir. Hak kaybı yaşanmaması için avukat yardımından yararlanılmasını öneririz. İletişim bilgilerimize Anasayfadan ulaşabilirsiniz.


Yorumlar