top of page

Boşanma Davalarında Ortak Konutun Kullanımının Taraflardan Birine Özgülenmesi

  • Yazarın fotoğrafı: Avukat Büşra Yıldız
    Avukat Büşra Yıldız
  • 4 Ağu
  • 5 dakikada okunur

Boşanma süreci yalnızca eşler arasındaki evlilik birliğinin sona erdirilmesini değil, aynı zamanda ortak yaşamın sürdürülmesi için kullanılan konutun geleceğinin de belirlenmesini gerektirir. Özellikle çocukların bulunduğu ailelerde, boşanma davası devam ederken veya boşanma sonrasında aile konutunun hangi eş tarafından kullanılacağı önemli hukuki uyuşmazlıklara neden olmaktadır.

Türk Medeni Kanunu, belirli şartların varlığı halinde ortak konutun veya aile konutunun taraflardan birine özgülenmesine imkân tanımaktadır. Bu düzenleme, özellikle ekonomik açıdan daha zayıf durumda bulunan eşin ve çocukların korunmasını amaçlamaktadır.


Aile Konutu Nedir?


Aile konutu, eşlerin evlilik birliği boyunca birlikte yaşadıkları ve aile yaşamının merkezi niteliğinde olan taşınmazdır. Bir taşınmazın aile konutu olarak kabul edilmesi için tapuda bu şekilde kayıtlı olması şart değildir. Fiilen aile yaşamının sürdürüldüğü yer olması yeterlidir.

Aile konutu kavramı, eşlerin barınma hakkının korunması bakımından özel bir hukuki korumaya sahiptir. Bu nedenle aile konutuna ilişkin işlemler diğer taşınmazlardan farklı kurallara tabidir.


Boşanma Davası Sırasında Ortak Konutun Kullanımı


Boşanma davası açıldığında mahkeme, Türk Medeni Kanunu'nun 169. maddesi kapsamında eşlerin ve çocukların korunmasına yönelik geçici önlemler alabilir.

Bu kapsamda hâkim;

  • Ortak konutun kullanımını eşlerden birine bırakabilir,

  • Çocukların yanında kalan eşin konutta oturmaya devam etmesine karar verebilir,

  • Taraflar arasında yaşanabilecek çatışmaları önlemek amacıyla konutun kullanımına ilişkin sınırlamalar getirebilir.

Bu kararlar geçici nitelikte olup dava sonuçlanıncaya kadar uygulanır.

Özellikle velayetin geçici olarak bir eşe bırakıldığı durumlarda, çocukların düzeninin korunması amacıyla aile konutunun da aynı eşe tahsis edilmesi uygulamada sıklıkla görülmektedir.


Boşanma Sonrasında Aile Konutunun Özgülenmesi


Boşanma kararının kesinleşmesiyle birlikte eşler arasındaki evlilik birliği sona erer ve taraflar ayrı yaşama hakkı kazanırlar. Ancak bazı durumlarda aile konutunun kullanımına ilişkin koruma boşanma sonrasında da devam edebilir.

Türk Medeni Kanunu'nun 254. maddesine göre, mal rejiminin tasfiyesi sırasında eşlerden biri üstün yararını ispat etmek şartıyla aile konutu üzerinde kendisine intifa hakkı veya oturma hakkı tanınmasını talep edebilir.

Bu durumda mahkeme;

  • Konutun mülkiyet durumunu,

  • Tarafların ekonomik koşullarını,

  • Çocukların barınma ihtiyaçlarını,

  • Tarafların başka konutlarının bulunup bulunmadığını,

  • Talepte bulunan eşin üstün yararını

değerlendirerek karar verir.


Üstün Yarar Ölçütü Nasıl Değerlendirilir?


Mahkemeler aile konutunun özgülenmesine ilişkin taleplerde öncelikle üstün yararın hangi eşte bulunduğunu araştırmaktadır.

Aşağıdaki hususlar üstün yararın tespitinde önem taşır:


Çocukların Velayeti

Velayet hakkını alan eşin çocuklarla birlikte yaşamını sürdürebilmesi için mevcut konutta kalmasının gerekli olması önemli bir kriterdir.

Özellikle çocukların okul düzeninin, sosyal çevresinin ve psikolojik istikrarının korunması gerektiği durumlarda mahkemeler konutun kullanımını velayet sahibi eş lehine değerlendirebilmektedir.


Tarafların Ekonomik Durumu

Taraflardan birinin yeni bir konut edinme veya kiralama imkanının bulunmaması hâlinde bu durum özgüleme talebinin kabul edilmesinde etkili olabilir. Buna karşılık yüksek gelir sahibi olan ve başka taşınmazları bulunan eşin talebi daha zayıf değerlendirilebilir.


Sağlık ve Sosyal Durum

İleri yaş, sağlık sorunları veya özel bakım gerektiren durumlar da üstün yararın belirlenmesinde dikkate alınan unsurlar arasında yer almaktadır.


Aile Konutu Diğer Eşin Mülkiyetindeyse Ne Olur?


Uygulamada sıkça karşılaşılan durumlardan biri, aile konutunun tapuda yalnızca bir eş adına kayıtlı olmasıdır.

Boşanma sonrasında diğer eşin otomatik olarak konut üzerinde mülkiyet hakkı kazanması söz konusu değildir. Ancak kanunda öngörülen şartların oluşması halinde mahkeme;

  • Oturma hakkı,

  • İntifa hakkı,

  • Belirli süreli kullanım hakkı

tanınmasına karar verebilir.

Bu haklar mülkiyetin devri anlamına gelmez. Konutun maliki değişmeden kullanım yetkisi belirli ölçüde diğer eşe bırakılabilir.


Aile Konutu Kiralık ve Kira Sözleşmesinin Diğer Eş Adına Olması ve Kiralananın Mahkeme Kararıyla Kiracı Sıfatı Olmayan Eşe Özgülenmesi


Boşanma davalarında aile konutunun eşlerden birine özgülenmesi uygulamada sıklıkla kira sözleşmesinin akıbetine ilişkin sorunları da beraberinde getirmektedir. Özellikle aile konutunun kiralık olduğu ve kira sözleşmesinin yalnızca eşlerden biri adına düzenlendiği durumlarda, konutun diğer eşe özgülenmesi kira ilişkisinin nasıl devam edeceği sorusunu gündeme getirmektedir.


Öncelikle belirtmek gerekir ki, mahkeme tarafından aile konutunun kullanımının bir eşe bırakılması veya özgülenmesi, kira sözleşmesinin tarafını kendiliğinden değiştirmez. Başka bir ifadeyle, aile konutunun kullanım hakkının bir eşe verilmesi ile kira sözleşmesindeki kiracı sıfatı birbirinden farklı hukuki kavramlardır.


Örneğin kira sözleşmesi yalnızca kocanın adına düzenlenmiş olmasına rağmen, boşanma sonrasında aile konutunun anne ve velayeti kendisine bırakılan çocuklar lehine özgülenmesine karar verilmiş olabilir. Bu durumda, mahkeme kararı nedeniyle anne konutta oturmaya devam edebilecek olsa da kira sözleşmesinin tarafı olmaya devam eden kişi koca olacaktır. Dolayısıyla kiraya veren karşısında kira bedelinin ödenmesi ve sözleşmeden kaynaklanan diğer yükümlülükler bakımından kiracı sıfatı kural olarak devam eder.


Türk Medeni Kanunu'nun 194. maddesi uyarınca, aile konutu olarak kullanılan kiralanan taşınmazlarda kira sözleşmesinin tarafı olmayan eş, kiraya verene yapacağı bildirimle kira sözleşmesinin tarafı haline gelebilmektedir. Ancak konutun özgülenmesi kararının verilmesiyle birlikte eş sıfatı sona ereceğinden, kira sözleşmesi sözlü ya da yazılı olarak yeniden düzenlenebilir. Ancak uygulamada ve kira hukuku bakımından baskın yaklaşım, özgüleme kararının kira sözleşmesinin taraflarını kendiliğinden değiştirmediği yönünde olduğundan yeni kira sözleşmesinin yapılması esasen gerekmemektedir.


Lojmanlar Bakımından Konutun Mahkeme Kararıyla Lojman Hakkı Olmayan Eşe Özgülenmesi


Lojmanlar bakımından durum, normal kiralanan aile konutlarından oldukça farklıdır.


Eğer aile konutu olarak kullanılan taşınmaz bir kamu lojmanı, kurum lojmanı veya görev nedeniyle tahsis edilmiş bir lojman ise, lojmandan yararlanma hakkı genellikle eşlerden birinin kamu görevi, memuriyeti veya hizmet ilişkisine bağlı şahsi hakkından kaynaklanır. Bu nedenle aile mahkemesinin vereceği özgüleme kararı, lojman tahsis mevzuatından doğan hakları ortadan kaldıramaz.


Boşanma davası devam ederken, lojmanda oturma hakkına ilişkin geçici tedbir kararları lojman hakkı olmayan eş lehine verilebilir. Ancak bu durum lojman hakkının devredildiği veya lojman tahsisinin diğer eş adına yapıldığı anlamına gelmez.


Özgüleme kararı lojmanda oturma imkanı sağlayabilir; ancak lojman tahsis hakkı vermediğinden, lojman hakkı olmayan eşin kurumun iradesinden bağımsız ve kalıcı şekilde lojmanda kalma hakkı doğmaz. Lojman hakkına ilişkin kurumun tahsis ve tahliye yetkisi devam eder.


Ortak Mülkiyette Bulunan Konutlarda Durum


Aile konutunun eşlerin her ikisi adına paylı mülkiyet şeklinde tapuda kayıtlı olması, boşanma sonrasında konutun taraflardan birine özgülenmesine engel değildir. Özellikle velayetin bir eşe verilmesi, çocukların mevcut yaşam düzeninin korunması veya eşlerden birinin konuta diğer eşe göre daha fazla ihtiyaç duyması gibi durumlarda mahkeme, üstün yarar ilkesini dikkate alarak konutun bir eş lehine özgülenmesine karar verebilir.


Mal rejiminin tasfiyesi sırasında özgüleme talebinde bulunan eşin üstün yararının bulunması halinde, taşınmazın mülkiyetinin tamamının kendisine devredilmesine ve diğer eşin payının taşınmazın güncel değeri üzerinden hesaplanacak bedelinin ödenmesine karar verilebilir. Bunun mümkün olmadığı durumlarda ise konut üzerinde belirli süreli oturma hakkı veya intifa hakkı kurulması da gündeme gelebilir.


Mahkeme tarafından yapılacak değerlendirmede tarafların ekonomik durumları, çocukların barınma ihtiyacı, konutun niteliği ve tarafların başka bir konuta sahip olup olmadıkları gibi hususlar dikkate alınır. Böylece mülkiyet hakkı ile aile bireylerinin korunması arasındaki denge sağlanmaya çalışılır.


Evlilik birliğinde alınan evin her iki eş adına da kayıtlı olması mümkündür. Bu durumda taşınmazın eşler adına paylı mülkiyet şeklinde kayıtlı olması halinde, mal rejiminin tasfiyesi davası açılması mümkündür. Dava sonucunda mahkeme, konutun değerini belirleyerek diğer eşin payının bedelinin ödenmesi karşılığında taşınmazın tamamen bir eşe devrine karar verebilir.


Yargıtay'ın Yaklaşımı


Yargıtay kararlarında aile konutunun özgülenmesine ilişkin değerlendirmelerde temel ölçüt olarak üstün yarar ilkesi benimsenmektedir. Kararlarda özellikle çocukların korunması, barınma ihtiyacı ve eşlerin ekonomik durumları dikkate alınmaktadır. Yargıtay'a göre aile konutunun özgülenmesi taleplerinde yalnızca mülkiyet hakkı değil, aile bireylerinin korunması amacı da göz önünde bulundurulmalıdır.


Sonuç


Boşanma davalarında ortak konutun taraflardan birine özgülenmesi, yalnızca mülkiyet ilişkilerinin değil aynı zamanda çocukların ve ekonomik açıdan korunmaya ihtiyaç duyan eşin menfaatlerinin de değerlendirilmesini gerektiren önemli bir hukuki kurumdur.


Mahkemeler her somut olayın özelliklerini ayrı ayrı inceleyerek üstün yararın hangi tarafta bulunduğunu belirlemekte ve buna göre karar vermektedir. Özellikle velayet sahibi eşin ve çocukların barınma ihtiyacının korunması amacıyla aile konutunun kullanımının veya belirli haklarla özgülenmesinin mümkün olduğu unutulmamalıdır. Bu nedenle boşanma sürecinde aile konutuna ilişkin taleplerin uzman bir aile hukuku avukatı aracılığıyla ileri sürülmesi hak kayıplarının önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.


Her olayın kendi içerisinde değerlendirilmesi önemlidir. Yukarıdaki bilgiler, genel bilgilendirme amaçlı olup hukuki tavsiye niteliğinde değildir. Hak kaybı yaşanmaması için avukat yardımından yararlanılmasını öneririz. İletişim bilgilerimize Anasayfadan ulaşabilirsiniz.

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin

©2023, C&Y Hukuk - Av. Büşra Yıldız. Wix.com ile kurulmuştur.

bottom of page